27 Şubat 2009 Cuma

Naaptın sen #2

90'da turu geçmek mi? Sevinçten deliye dönmek mi? Yoksa o golü Sabri'nin atması mı? Neydi bilemedim...

Naaptın sen #1

Adriana Lima'nın evlenmesi mi? Yoksa bu adamla evlenmesi mi? Yada çok uzaklardan birinin ''vay a.q'' demesi mi? Nasıl oldu anlamadım...

25 Şubat 2009 Çarşamba

Ağır Gel Adam Sansınlar...

Başbakanın yanında ''tercüman'' olarak takılırken beleşten bakan olan Egemen efendi ''adamın biri'' polemiğiyle gündeme patdanalak düştü...(patdanalak?) Eski cumhurbaşkanı A.N.Sezerden bahsederken kullandığı bu ifadeyi, imam osurursa cemaat sıçar mantığıyla anlamaya çalışırsak pek fazla zorlanmayız. Yalnız başbakanlarının üslubunu yakalamaları için daha çok çaba göstermeleri gerekiyor.
İktidar şerbetinden aldıkları inanılmaz libidoyla bakalım daha neler yumurtlayacaklar.Aslında ''adamın'' biriydi gerçekten Sezer, ki Beşiktaş balık pazarı esnafından abimiz pek güzel hatırlattı bunu başmünasebetsiz egemen efendiye... Çarşının ayarınıda alan egemen bakalım ne gibi maceralara yelken açacak...
Fosforu bitmiş kafalara balık candır canandır...

17 Şubat 2009 Salı

Uzaktan Bakınca Çok ''Yakın''


Küçük bi ütü kutusu içinde bizimkilerden kalanları saymazsak edindiğim ilk kaset buydu. (Ha bide milliyet gazetesinin verdiği Aylin Livaneli kasedi vardı pardon). Grup üyelerinden biri çocukluk arkadaşım olduğundan daha bi sevmiştim yaptıkları işi. Açıkçası bu grupla biyerlere gelebileceklerini düşünüyodum hep ''The Madrigal'' çok havalı... Aslında onları tanıyan biçoğumuzun kalbinde o yere geldiler. Her grupta olduğu üzere bazı eleman değişiklikleri,zaman zaman ara vermeler yaşandı. Fakat grubun isminin ve ''müzik tarzının'' değiştiğini bir msn iletisinden,tesadüfen öğrenmek biraz garip oldu... Sercan-Nuri-Dilşad-Raşit-ve Saygın'la başlayan bu yolculuk Onur-Nuri-Raşit-ve Çağlar dörtlüsüyle devam ediyor.
Grubun yeni adı ''Yakın'' bir kelimenin içinde barınan üç anlam... The Madrigal'den favorim night idi,bakalım ''Yakın'' bize vadedilmiş topraklardan neler sunacak...

NOT:Yakın'ı şimdiden kendime daha yakın buldum diyebilirim, bence olay Türkçe sözdür. Müzik evrensel anlam ve duygu yöresel...

''Unuttuğum yeminler bana bakıyor uzaktan''

Uzun zaman önce ''Madrigal kasetten dinlenir'' şeklinde yaptığım bir yoruma Çağlar kardeşim ''Madrigal kulaklıkla dinlenir'' diye farklı bir boyut getirmiş...Yakın'ı kalabalık konserlerde dinleme, İstiklal Caddesinde gezerken duymak dileğiyle... ''Sonumuz Yakın'' aşağıda,ses kalitesine takılmadan dinleyin bence...

Malum kriz klip sektörünü de vurdu : )

22 Ocak 2009 Perşembe

Sıfır

21\01\2009 17 yıllık bi efsanenin göstergesinin tekrar sıfırlandığı tarih. Zaman su gibi... :))

17 Ocak 2009 Cumartesi

Mahallenin d''A''lisi!*?



Türkiye meşhur olma sevdalılarının ülkesi.Her türlü kurum artık insanlarımızı meşhur olmaya teşvik eder hale gelmiş.Tabi bu duygu insan oğlunun yaradılışında da bol miktarda olduğu için sistem sadece fırsatları sunarak bu arkadaşların işini bir hayli kolaylaştırıyo. Ajdarları, Bayhanları,Caneri&Tülini... bağrından çıkarmış bi ülke olduğumuzu düşünürsek Tuncay biladerimiz hiç de şaşırtıcı durmuyo aslında.Tabi iddaları bakımından bildiğimiz TV/magazin ünlülerinden biraz farklı bi konumda,fakat genel konsept çok benzer.Ciddi bir bilgi kaynağıymış gibi başvurulmasından,fazla pof poflanmasından yada devlet televizyonuda saatlerce konuşmasından uzun uzun bahsetmeye gerek yok.

Garip bi ruh hali var genconun bi yandan hafızasındaki olayları anlatırkenki kendine olan güveni,diğer yandan gülümseyişindeki o ölümüne daşşak geçme ifadesi... hani yalanlarından bıktığı halde mahalle insanının genede fikrini sorduğu ya da görmedikleri bi olay hakkında (belkide onun da görmediğini ya da bilmediğini bildikleri halde) onun bilgisine başvurdukları insan kişisi.Herhangi bi fikri olmadığı halde dersin boş geçeceğini söyleyen öğrenci mi desem,arkadaşının sigara içtiğini babasına söyleyen çocuk mu,ne bileyim yine aynı,yazılının test olacağını yumurtlayan öğrenci mi bilemedim.

Ne kadar eleştirsekte,''sittiri çekip'' adam yerine koymasak ta seviyoruz aslında bu tür insanları. Hayvanlığa varan yersiz el şakalarımıza kızmayan kişi sanki, evet Tuncay güney bu el şakalarımıza kızmayan insan... O zaman idda ediyorum ERGENEKON bir el şakasıdır...

14 Ocak 2009 Çarşamba

İdareli Yering!




(Avusturalya'da bir şarap markası)

9 Ocak 2009 Cuma

Abi Kaç Yapıyo Bu?



C.Ronaldo biladerimizin arabası.Bu haliyle bile Fıat Albeadan daha çekici. Kazanın yeni yılın ilk günlerinde olmasından mütevellit İngiltere medyasında ''zaten Ronaldo arabada yarı çıplaktı'' tadında haberler çıkmışmıdır bilinmez! Genco havaalanına giderken duvara toslayınca oluşan manzara bu(araba dramı böyle bişey olsa gerek,insanlık dramı gibi).Sen bi dünya para ver Ferrari al o virajı alamasın olacak şey değil.Sahibinde para b.. ta olsa insanın içi gidiyo beaa...

7 Ocak 2009 Çarşamba

6 Ocak 2009 Salı

İyi Geldi...



Yeni yıl bahanesiyle bir kez daha İstanbul'a gittim, hava şartlarına inat. Son 4 yılbaşı gecesini de hasta olarak geçirmem ayrı bi olay zaten. Demekki yeni yıla yaklaşırken insan kendine daha bi iyi bakmalıymış. Eğlenceli bi gecenin ardından tekli koltukta uyanmak çok ta dikkate alınacak bişey değildi,ama sabahına içilen çorbadaki (kelle-paça) et oranı dikkatlerden kaçmıyacak düzeydeydi.

Deney olarak küçük kurtçukları alkol dolu bi kaba atıp hepsinin öldüğünü öğrencilerine gösteren bi ilkokul öğretmeni sınıfa sorar -Evet çocuklar bu deneyden ne anladınız? Öğrencilerden biri cevap verir -Alkol içersek vücudumuzda hiç kurt kalmaz. Uygulanan ve başarıyla sonuçlanan bi deneyim, iyi geldi :) Ama aynısını augmentin sonrası içilen içki için söyleyemem.Feci bi sonuç. Kardeş öz, arkadaş özlü olmazsa kutuplara bayrağı dikip aya çıkarsın mazallah.

Gogo dart ta kötü:) özünde süper kişilik, elf kültürünün temsilci ablamız canımız ciğerimiz... İyi geldi iyi...

Hadi beaa!!!

28 Aralık 2008 Pazar

Yapma Bunu Yapma Bunu


Yeni yıla yaklaşırken birkaç konuklu televizyon programlarında (hadi barış,sağlık,zart,zutu geçtim) -bütün dünyaa buna inansaa.. söylenmesin artık.Hatta ayarı kaçırıp -bir başkadır benim memleketim aman haa çok fena...
B.B- takılma bunlaraaa...
H.İ.Ç- napiim abi

24 Aralık 2008 Çarşamba

Ş.Ligi Kupasını da İstiyoruz...


Pire için yorgan yakılmaz ama BJK ya olan sempatimi bu adamı (bi de demirçeneyi) gördükçe yitiriyorum.Şadan Kalkavan Beşiktaş eski yöneticilerinden,tersaneci,para gani anlıcağın, ha bi de sağlam fettullahçı.Bi zamanlar Aziz Yıldırımın ''Galatasarayın UEFA kupasını alması tesadüf'' demecine nazire yaparcasına hatta daha da uçarak o seneki başarıları fettulah hocanın dualarına bağlıyor muhterem.O dönemlerde arkadaşın escortluğunda bütün takım fettullahın yanına gitmiş hoca bunları bi güzel okumuş üflemiş sonuç ortada kupa Galatasarayın... Olaydan bahsederken hocanın motivasyon yöntemlerinin ne kadar güçlü olduğundan da sözediyo.(Fatih Terim duymasın)Velhasıl o dönem bi çok futbolcusu yabancı olan takım bi güzel efsunlanıyo ''taktiği'' kapıp önüne geleni deviriyo...Kadrodaki ''ılımlı'' futbolcuların varlığının da etkisiylemidir bilinmez herşey süper gidiyo.
Be güzel kardeşim Beşiktaşın günahı ne tut şu çocukların kolundan bi gün hiç değilse lig şampiyonluğu için götür hocaya,ha olmadı getir bi Hagi koy orta sahaya,o zaman gerek kalmaz hocaya...

22 Aralık 2008 Pazartesi

Yaşar Puyiiiii

Geçenlerde Saba Tümerin hatrına yaklaşık kırk dakika kadar izledim zaatı muhteremi Haber Türk'te. Değiştim başlığı altında bir sürü süslü cümleler kurdu ne de olsa lambada gömleğini çıkarmıştı üstünden. Ee tabi çıkan gömleğin yerine bişeyler giymesi gerekiyodu sonuçta.Programda üstünde ''Read Quran Charge Your IMAN'' yazılı ''mesaj kaygılı '' tshirt vardı.Parayla imanın kimde olduğu belli olmazz klişesine inat ben burdayım içim neyse dışım da odur demeye getiriyodu. Ya da dışı kadar içi vardı bu ona yetmişti.Kurtlar vadisinin ömer hocası tadında cümleler,buram buram duygu sömürüsü kokan benzetmeler... ağzı iyi laf yapıyo Yaşarın. Uzun uzun Hac ziyaretinden bahsetti yaşadığı yoğun duyguları anlatırken yüzü gülüyodu ''güzel''. Uhrevi örnek manyağı yaptı o gece izleyicileri. (neymiş efendim arının bal yediğini gördünüzmü, ineğin süt içtiğini ama arı bal yapar inek te süt gibi..) bazen sonunu bi yere bağlamakta zorlandığımız bi sürü ''gerekli bilgi''.Buzağı ne si....mi içiyo deyip polemiğe girmek var,hadi neyse...Bi ara ciddi uçuşa geçti arkadaş Arabistanda namaz vakti millet dükkanlarını kapatıp caddelerde sokaklarda namaz kılıyomuş bu çok hoşuna gitmiş ''niye benim ülkemde de böyle olmasın'' diye yakınıyo,bu dileğini bi de örnek vererek taçlanırıyo ''on kasımda Atatürk için bir dakikalık saygı duruşu yapılıp hayat o an için duruyo da günde beş defa namaz vakti bu yaşansa olmazmıymış...Peh peh peh...Var bi problemi belli zemzem kafa yaptı desem yok sanmıyorum... Çok ta kale almaya değmez.
Programın ilerleyen dakikalarında eski manken tayfasından Engin Koç la Yusuf Azuz da katıldı programa.Engin aynı kafa Yaşarla sağlam dekoder lazım... Tabi muhabbet eskilerden gırgır şamata ama bizim işgüzar Yaşar arada sokuşturuyo uhreviyattan incileri araya.Muhabbetin bi noktasında nasıl olsuysa ölümle yaşama getirdi Yaşar konuyu inanın anlayamadım. Yine kendi ekolüne has ses tonuyla başladı konuşmaya, bebekler dünyaya gelirken ağlarmış neden çünkü öldüklerini sanarlarmış(Bilgi). Bu konu üzerinde konuşmaya niyetliydi ki bu üçlünün suskun golcüsü Yusuf girdi devreye,hemde ne giriş Yaşarın gözlerine baka baka ''yanlışın var tüm çocuklar fenerli doğar o yüzden ağlar sonradan doğru yolu bulup susarlar öyle öldüklerini falan sandıklarından değil'' deyi deyi verdi... Saba gülmek sana çok yakışıyo çok...

15 Aralık 2008 Pazartesi

Tepkime #2

Yedinci karşılaşmalarıydı.Saymayı huy edinmiş birine göre gerekli fakat önemsiz bi detaydı. Bıraktı saymayı. Zaten rüzgarla şişen yelkenin ters döndüğünü biliyordu,aslında dümeni kırarak bunu kendi sağlamıştı.Sanki memnundu bu durumdan , ilerlemenin çözümünü kürek çekmekte buldu rüzgar rüzgar nereye kadar.Kafasında yarattığı düşünceler kısa süre de olsa kontrolü ele geçirmişti.Küçük bi ders gibiydi aslında tüm bunlar.Spontane yaşamı sürekli kılmış biri için artık reel ve planlı bi yol inceden görünmeye başladı...



Vanessa Hessler


Gerçek olimpiyat ruhu...

10 Aralık 2008 Çarşamba

Biz#4



Bi gelen olur...

18 Ekim 2008 Cumartesi

aduket #ÇGHB


Aşkım bitti bundan sonra çektin gittin bunu kabul et yaşananlara saygın yoksa al sana benden aduket!!!

15 Ekim 2008 Çarşamba

Tepkime #1


Onu ilk gördüğü an henüz çekilmemiş bir filmin senaryosunu yazmaya başladı… Uzun bir yapılacaklar listesi, gidilecek yerler, hatta yapacağı espriler. Çok sade bir tanışmaya göre fazla hızlı reaksiyona girmişti düşünceleri. Sakin olmanın faydası var mıydı, yoksa kontrolü dışında bünyesinde oluşan kasıntı hali hoşuna mı gitmişti karar veremedi. Evet hayal gücü genişti, kalabalık içinde onun kendisini gözleriyle takip ettiğini düşünerek, aldığı nefesi vermeyi sürekli erteliyordu. O an için yoğunlaşan konsantrasyonunu bozabilecek çok az şey vardı. Güzeldi, bunu da anlamak için karmaşık cümleler, artistik betimlemeler kullanmak zorunda hissetmedi kendini, çok net -bildiğin güzeldi… Aslında verdiği bu kararda geceden kurulan bir çalar saat gibi kendini hazır hissetmesinin de payı vardı. O an anlatılanları dinlemiyor, görüyor, üstelik kendisi otomatik olarak kuruluyordu. Kısıtlı süre içerisinde zamana karşı yarış başlamıştı… Şüphesiz olayların çok hızlı gelişmesini kendisi de beklemiyordu fakat reaksiyon olabildiğine süratle ilerliyordu. Çoğu kez olduğu gibi zamanı durdurmanın yolu o an için de mutlu bir fotoğraf karesiydi. Zaten geç başlayan günün mümkün olduğu kadar uzaması için dua etmeye başlamıştı bile.
Gecenin ilerleyen saatleri eğlenceli ama eksikti .Bu yüzden sevdiği insanlardan oluşan ortamın sıcak sohbeti bile kulaklarından geçiyor fakat eksikliği aşamıyordu .Zaman o geceki deniz kadar durgundu. Görmeyi hiç tahmin edemiyceği arkadaşlarıyla karşılaşmak bile onu şaşırtmaya ya da sevindirmeye yetmedi. Sabaha karşı yattığında başka ne bu kadar uzun düşünülebilir diye kendi kendine sordu. Cevabını buldu,uydu...